İş Hayatındaki Varlıkları Özel Hayattan Korumak
Türkiye’de 2002 yılından itibaren geçerli olan yasal mal rejimi “edinilmiş mallara katılma”dır. Bu rejim kapsamında evlilik birliği süresince edinilen her türlü varlık —şirket hisseleri, mülkler, birikimler— boşanma durumunda kural olarak eşler arasında paylaşılmak üzere değerlemeye tabi tutulur. Bu tablonun farkında olmayan pek çok girişimci ve iş insanı, boşanma sürecinde beklenmedik mal paylaşımı uyuşmazlıklarıyla yüz yüze gelmektedir.
Mal Rejimi Sözleşmesi ile Korunma
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, eşlere yasal mal rejiminin dışına çıkma imkânı tanımaktadır. Noterde imzalanan bir mal rejimi sözleşmesiyle taraflar şu alternatif rejimleri seçebilir:
- Mal ayrılığı: Her eşin kendi mallarını tamamen bağımsız biçimde yönetmesi; boşanmada karşılıklı hak iddiası doğmaması
- Paylaşmalı mal ayrılığı: Evlilik süresince ayrılık; ancak boşanmada belirli malların paylaşılması
- Mal ortaklığı: Kural olarak tüm malların birlikte yönetilmesi
Şirket Hisseleri Özelinde Riskler
Mevcut yasal mal rejimi kapsamında, evlilik süresince elde edilen şirket hisselerindeki değer artışı boşanmada katılım alacağına konu olabilmektedir. Eşlerin bu risk hakkında önceden bilgilendirilmesi ve gerekiyorsa mal ayrılığı rejimini seçmesi, hem girişimcinin hem de iş ortaklığının korunmasına katkı sağlar.
Evlilik Sonrasında Sözleşme Yapılabilir mi?
Mal rejimi sözleşmesi evlilik öncesinde yapılabileceği gibi evlilik süresince de her zaman düzenlenebilir. Ancak bu sözleşmenin üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edebilmesi için evlendirme memuruna bildirim yapılması önerilir.
Sonuç
Mal rejimi sözleşmesi, özellikle girişimciler, şirket ortakları ve miras yoluyla varlık devralan kişiler için ileriye dönük bir güvence kalkanı oluşturur. Bu konuya baştan yaklaşmak; olası boşanma sürecinde hem tarafları hem de kurumsal yapıyı korur.
Bu konuda kurumsal danışmanlık için iletişim sayfasından bize yazabilirsiniz.